| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bilgiportaliniz ödevler,konular,özetler,programlar,download,indir

3 "inceleme" etiketi kullanan gönderi "inceleme" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Markalı Bilgisayar mı Yoksa Toplama Bilgisayar mı?

Eskiden yani benim liseye gittiğim dönemlerde toplama diye tabir edilen bilgisayarlar bir hayli revaçtaydı. Bu bilgisayarların konfigrasyonları yani özellikleri; gittiğiniz bir bilgisayarcı tarafından oluşturulur. Bilgisayarcılar ise çoğu teknik eleman olarak görev yapan aslında bu mesleğe okul eğitimini almadan başka bir meslek dalından gelmiştir. Kendi doğrularını tüketiciye de kabul ettirirler. Kasa içinde toplayacağı bilgisayarın performansı onun için önemli olmamaktadır dolayısıyla müşteri memnuniyeti de… Asıl önemli olan ücretidir. Son dönemlerde ise pazar payının artık markalı bilgisayarlara kaydığını, toplama bilgisayarların tahtının sallandığını açıkca görebiliyoruz.

Bu pazar payının kaymasında en büyük etken elbette güvenilirlik. Birçok toplama bilgisayara aldığınız bilgisayarcıdan başkası garanti vermez. Bilgisayarcının da iki üç gün sonra dükkanını kapatıp gideceği tutarsa karşınızda bir muhattap bulamıyorsunuz. Fakat markalı bilgisayarlarda garanti tüketiciye ürünü sunan firma tarafından verilir. Resmi geçerliliği vardır. Bilgisayarı aldığınız mağaza kapansa dahi firmada mutlaka sizin muhatap bulabileceğiniz kişiler mevcuttur.

Bilgisayarı alırken yazılan özelliklerde bir konfigrasyon alamıyorsunuz zaman zaman toplamalarda. Eğer bilgisayardan anlamıyorsanız bilgisayarcıyım diye geçinen bazı kurnazlar içinden kendi lehlerine bazı parçaları değiştirmeyi ihmal etmezler. Böyle birşey yine markalı bilgisayarlarda söz konusu olmuyor. Çünkü firma çıkardığı her model için resmi yerlerden onay alıyor. Hatta büyük çaplı çalışan firmalar garanti koşullarını sağlamak için parçaları dahi onaylatıyor.

Tüketici açısından en önemli unsur ise tabi ki fiyat! Aynı özellikte toplama bir bilgisayar ile markalı bir bilgisayar arasında mutlaka fiyat farkı oluşur. Tüketici bunu marka satma eylemi olarak yorumlar ancak burada çok büyük bir yanılgıya düşer. En başta toplama bilgisayarlarda fiyatı ucuz tutmak için parçaların kalitesi düşük kalabiliyor. Ancak markalı bir bilgisayar müşteri memnuniyeti ve bugünlük değil ileriye yönelik de baktığı için olaya daha kaliteli parçalar kullanacaklardır. Vee dananın kuyruğunun koptuğu yer; yani fiyat farkının çıkmasında en büyük neden markalı bir bilgisayar aldığınız zaman yanında eğer Windows işletim sistemi varsa lisanslı bir de işletim sistemine sahip oluyorsunuz. Toplama bilgisayarların%90′ı bu unusuru gözardı eder yani lisans yoktur konfigrasyonlarda. Bugün bir lisans ücreti 250 YTL civarlarındadır.

Tüketici odaklı çalışan firmalar daima müşteri memnuniyetini ön planda tutar. Çünkü müşteri memnun olursa hemen olmasa bile ileride tekrar bir ürün alacağında tercihleri arasında eğer kendi ürünlerinden memnun kaldıysa onlar da olacaktır. Toplama bilgisayar yapıp satan ağabeylerimiz ise işin bu boyutunu asla düşünmezler. Çoğu kez bilgisayarcı-müşteri tartışmalarına tanıklık yapmışımdır bu konuda. Markalı bir bilgisayar alacaksanız seçtiğiniz model tek sizin için oluşturulmamıştır. Firmanın bilgisayar mühendisleri tarafından birbiri ile uyumlu çalışabilecek parçalarla desteklenmiş belki binlerce adet çıkış yapılacaktır. Yani burada yapılacak bir parça hatası tüm adetleri etkileyecektir ve bazen firmalar bu yönde tüketiciden ürünü geri alıp parçaları ücretsiz değiştirebiliyor. Ayrıca böyle firmaların destek hatları da mevcuttur.

Pazar payının markalı bilgisayarlara kaymasının genel sebepleri bunlarmış. Birçok bilgisayar firması bu sebepleri sunuyor. Bu yazıyı hazırlamamda bana yardımcı olan Escort Computer yetkililerine teşekkür ediyorum.

Evlere Şenlik Ubuntu Feisty Fawn-Programlar

Bundan yaklaşık bir hafta önce Ubuntu kurduğumu ve bununla ilgili makaleler yayınlayacağımı şurada yazmıştım. Ubuntu’yu kuralı iki hafta gibi kısa bir süre olmasına rağmen oldukça fazla yol kat ettim kendi çapımda. Şu anda herhangibir sorun yok, tek problem Photoshop’u hala çalıştıramamış olmam <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Neyse, fazla uzatmadan direkt konuya girelim. Bu yazımda hangi programları kullandığımı, Dreamweaver’ı nasıl çalıştırdığımı anlatmaya çalışacağım parmaklarımın yazabildiği kadar.

Aslında direkt Ubuntu’ya geçmek Windows’da kullandığım bazı programlardan ötürü kolay olmadı. Mesela bunların başında Photoshop geliyor. Hala, Photoshop’da işim olduğu vakit Windows’u açıyorum zaten onun dışında da Windows’u görmüyorum bile. Çünkü diğer bütün işlerimi karşılayabiliyor Ubuntu. Şimdi başlıklar halinde hangi programları kullandığıma gözatalım isterseniz.

Ofis

Malumunuz, ofis dosyaları ile (doc, xls vb. uzantılardaki dosyalar) pek içli dışlıyız. Hesap tabloları, yazışmalar, slaytlar bunların hepsini günde defalarca kullanmak zorunda kalıyoruz. Windows ortamında Office paketi ile sunuluyordu bu araçlar üstelik harici olarak yükleniyordu. Ubuntu’da ise kurduğunuz andan itibaren sizinle. Microsoft Office yerine diğer Linux dağıtımlarında olduğu gibi Open Office kullanıyorum. ihtiyaçlarımı fazlası ile karşılıyor. Hesap tabloları, dökümanlar, yazışmalar, sunumlar ve hatta dizayn bile yapabiliyorum. Onun için Windows ortamını aratmamakla kalmıyor unutturuyor bile insana <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Araçlar

Araçların en başında sıkıştırma teknolojileri geliyor. Bildiğiniz gibi Linux’un sıkıştırma uzantısı “tar.gz” . Fakat bunun yanında daha birçok uzantıyı açabiliyorsunuz sadece “rar” haricinde. Onu da sadece konsola ufacık bir kod girerek açabiliyorsunuz. Kodları aşağıdan bakabilirsiniz. Windows’da kullandığımız Not Defteri yerine ise Ubuntu’nun editörü olan Gedit’i kullanıyorum. Bu araç zaten Ubuntu’yu ilk kurduğunuz andan itibaren sizinle oluyor. Bir de hatırlamak üzere notlar almak için Ubuntu içinde dahil gelen Tomboy’u kullanıyorum, siz de deneyin mutlaka.

sudo apt-get install rar :Rar uzantılarını açabilmeniz için konsola bu kodu giriyoruz. Konsol’a erişmek için ana menü/donatılar/uç birim komutu ile ulaşabilirsiniz.

internet

En başta tarayıcı olarak tabi ki Firefox kullanıyorum. Zaten Windows’da da geçerli tarayıcım Firefox olduğu için hiçbir yabancılık çekmiyorum. Onun dışında Gtalk ve MSN problemi var değil mi? Ah biz ne kadar da gevezeyiz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_biggrin.gif' /> Gtalk için internet tarayıcımdan Gmail’i açıp içine entegre edilen talk kısmından gerçekleştiriyorum görüşmelerimi. MSN için aMSN kullanıyorum. aMSN kurmak için kod yazmayacağız. Ya nasıl yapacağız?

Kod yazmadan kurulum yapmak da mümkündür ancak burada bir uyarı yapayım. Bazen tüm eklentileri ile birlikte kurmuyor istediğiniz programı. aMSN kurulumunda ise sorun yok. Bu yol için ana menü/sistem/yönetim/synaptic paket yöneticisi komutunu uyguluyoruz. Açılan pencerenin üst kısmında “ara” butonuna tıklıyor ve çıkan kutucuğa “amsn” yazıyoruz. Çıkan sonuçlardan aMSN üzerine gelip sağ tıklıyoruz. Ve gelen menüden “kurulum için işaretle” deyip seçiyoruz. Son işlem olarak yine üst kısımda bulunan “Uygula” butonuna tıklıyoruz. Gelen soruya “Yüklenecek” komutunu verdikten sonra kurulum başlıyor. inen dosyaların durumunu görebiliyorsunuz bu esnada. Daha sonra Ubuntu inen paketi uygulayıp işlemin bittiğine dair mesajı veriyor. Burada daha birçok program mevcut, istediğinizi aynı yöntemlerle kurabilirsiniz. Ha uunutmadan kurduğunuz programı görebilmek için ana menüden ilgili kategori altına mutlaka bakmalısınız.

E-posta işlemleri içinse Thunderbird kullanıyorum. Onun dışında internet ile ilgili kullandığım bir program yok. MSN, Yahoo Messenger için bir başka program Gaim ise zaten Ubuntu’da entegre edilmiş bir şekilde geliyor.

Multimedia

Geldik olmazsa olmazlarımıza yani eğlence programlarına ve gerekli araçlara. En başta mp3 çalıcıya ihtiyacım oldu. Daha önceden de azıcık tecrübem olduğu için ilk kurduğum programlardan birisi XMMS. Winamp ile hemen hemen aynı. Hem de her yönü ile aynı. Video oynatmak için ise Mplayer’ı kullanıyorum ancak wmv dosyalarını yürüteceğim zaman problem yaşıyorum. CD-RW için önce deneme amaçlı Nero’yu, Windows’da çalışan bildiğimiz Nero’yu kurmuştum. Ancak daha sonra tecrübeli sesler K3B’yi kullan dediler. Haklılar da Nero’yu solda bırakır. Hem hız olarak çok iyi hem de daha janjanlı.

sudo apt-get install xmms Mp3 dosylarınızı dinleyebilmek için

sudo apt-get install mplayer Video dosyaları için

sudo apt-get install k3b Cd-Rw için

Grafik

Photoshop olmayınca en büyük yardımcım tabi ki Gimp oluyor. Gimp sizin kurmanıza gerek kalmadan Ubuntu kurulduğu andan itibaren sizinle oluyor. Forumlarda ya da okuduğum makalelerde aslında Gimp’in Photoshop’dan daha yetenekli olduğu vurgulanıyor. Ancak bana çok zor geliyor <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Yine de bir Photoshop olsa fena olmazdı <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_wink.gif' /> Ekrandan görüntü almak içinse klavyemde “Print Screen” tuşuna bastığım anda gerekli program açılıp kaydetme seçeneklerini ve yerini ayarlamanıza imkan veriyor.

Web Geliştirme

Tabi ki Wordpress’i kurup localhostda çalıştırmamak ayıp olurdu. Wordpress kullanmadan önce ise bazı araçlara sahip olmanız gerekiyor. Ben de cahil olduğum için şuradaki yazıdan yardım aldım. Yazıyı çok dikkatli okuyun çünkü ben bir yerini kaçırdığım için silip yeniden kurmak zorunda kaldım araçları. Tamam ama Web geliştirme için sadece bunlar yeterli değil, editöre de ihtiyacımız var. Ben Dreamweaver’i de yüklemiştim ancak Aptana‘nın da çok iyi olduğunu gördüm. Kod yazmak için çok iyi geliştirilmiş, Dreamweaver’ı aratmıyor yani. Bazen Windows’daki Not Defteri’nden olduğu gibi Gedit’den yardım alıyorum.

Ubuntu’da Dreamweaver’ı Nasıl Çalıştırdım?

Aslında bunun tamamen tesadüf olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Önce GCG’nin şuradaki yazısından esinlenerek bir tane Portable Dreamweaver 8 bulup çalıştırdım. Sonra Wine’ın nelere kadir olabileceğini anlamak için sabit diskimin yedeklerinde bulunan Dreamweaver’ın “setup.exe” dosyasının yolunu Wine içinde girdim ve kurulum başladı. Wine’ı açınca “Dosya” menüsünden “çalıştır” komutunu verdim. Gelen kutucuğa da “hdd2\programlar\web\dw8\setup.exe” gibi bir komut yazdım. Siz de neredeyse ona uygun olarak düzenleyip çalıştır butonuna tıklayabilirsiniz. Sonrası ile aynı Windows’a kurulum yapar gibi gerçekleşti, seri numarasını da girdikten sonra herşey mükemmel oldu ve yüklendi. Tabi yüklendiğini ilk başta göremiyorsunuz, onun için Dosya Dizini/home/h-yaman(sizin kullanıcı klasörünüz ne ise ona) giriyoruz ve burada gizli dosyaları da görebilmek için CTRL+H tuş kombinasyonunu kullanıyoruz. sonra klavyeden .wine yazıp seçilen klasöre giriyoruz. Buradan da “drive_c/Program Files/Macromedia/Dreamweaver 8″ dizinine gelerek kontrol edebiliriz. Programa çift tıklayınca direkt açmıyor. Ya Wine’a girip her seferinde o dosyayı çalıştırmak lazım ya da benim gibi bir kısayol oluşturmak lazım. Kısayol için masaüstüne gelip boş bir yerde sağ tık yapıp “Başlatıcı Oluştur” demek yeterli. Burada gerekli alanları doldurduktan sonra “Komut” satırına aşağıdakini kendinize uyarlayıp yazarak kısayolu oluşturabilir ve programı Wine’ı açmadan çalıştırabilirsiniz.

env WINEPREFIX=”/home/h-yaman/.wine” wine “C:\Program Files\Macromedia\Dreamweaver 8\Dreamweaver.exe” (tırnaklar dahil)

Kısayolu oluşturduk artık gönül rahatlığı ile kullanabiliriz. Ha unutmadan eğer Wine ile çalıştırdığınız başka program varsa yukarıdaki komutu uyarlayıp aynı şekilde onu da kullanabilirsiniz.

Ben geceleri yastığa kafamı koyunca müzik dinlemeyi çok sevdiğim için Windows’da bilgisayarı belirttiğim zamanda bilgisayarı kapatmak için bir program kullanıyordum. Değilse, sabaha kadar açık kalıyordu oyuncağım <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_biggrin.gif' /> Ona benzer bir program bulamadım. Neden? Çünkü programa gerek yok, ufacık bir kod ile işimi hallediyorum. Önce konsola su root komutunu yazıp enter tuşuna basıyoruz. Password satırına root şifremizi yazıyoruz ve root oluyoruz. Daha sonra da shutdown -h +(kaç dakika sonra kapanmasını istiyorsanır buraya onu girin) kodunu yazıyoruz. Ve bilgisayarınız o süreden sonra otomatik olarak kapanacaktır.

Oldukça uzun bir yazı oldu. Ben burada kendi öğrendiklerimi dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım. Atladığım kısımlar mutlaka olmuştur. Yine öğrendiğim programlar olursa takviye makalelerde belirteceğim. Linux ustalarından yine bir isteğim olacak, bildikleri güzel programları yorumlarda açıklaması ile birlikte paylaşırlarsa hem benim için hem de diğer arkadaşlar için faydalı olacaktır. Bir sonraki Ubuntu makalemizde görüşmek üzere.

Ücretsiz Video Dönüştürme Araçları

Bundan sadece 4 sene önce video kayıtları genel olarak kasete çekim yapan kameralar ile kayıt yapılıyordu. En azından “dijital” dediğimiz çağ bu kadar etkili değildi. Muhtemelen kasete çekilen videolar da yine kasetten ya da cd’ye aktararak izlenebiliyordu. Lakin günümüzde onların hepsi çöpe gitmiş gibi. Artık direkt DVD’ye ya da hafıza kartı dediğimiz alnından öpülesi teknoloji ürünlerine kaydediliyor. Dolayısı ile bilgisayar ortamına aktarmak daha da kolay oluyor. Ancak bilgisayar ortamına girince de işin içine oldukça fazla detay giriyor. Mesela dosya formatı dediğimiz kavram ortaya çıkıyor. Ya da internetten indirdiğimiz bir videoyu bulunduğu formattan başka bir formata dönüştürmek gerekiyor. Bu liste uzayıp gideceği için kısacası çeşitli nedenlerle video formatlarını değiştirmek zorunda kalıyoruz. O vakit de bir video dönüştürücü programa ihtiyaç duyuyoruz. Bu yazımda birkaç ücretsiz video dönüştürme aracına değineceğiz. Araç diyorum çünkü hem masaüstü programları var hem de bu işi yapan internet üzerinde birkaç servis de mevcut.

Programların hepsini tek tek kurup denemem mümkün olmadığı için detaylarını da yazamıyorum. Yani detaydan kasdettiğim şey nasıl kullanıldığı, program arayüzünde neyin ne işe yaradığıdır. Bu konuda da affınıza sığınarak programların destekledikleri video formatları ve indirme adreslerini sıralamaya başlıyorum.

1-Quick Media Converter

Desteklediği Dosya Türleri:FLV, AVI, DIVX, XVID, MPEG, MPEG 2, MP3, MP4, MPEG4,Real Media TS QuickTime, PSP,iPod Iphone, WMV, VCD, 3GP, 3G2, M4A, AMR, H264, H263

İndirme Adresi

2-Super The Ultimate Video Converter

Desteklediği Dosya Türleri:3gp/3g2 (Nokia,Siemens,Sony,Ericsson), asf, avi (DivX, H263, H263+, H264, XviD, MPEG4, MSmpeg4 etc..), dat, fli, flc, flv (used in Flash), mkv, mpg (Mpeg I,Mpeg II), mov (H263, H263+, H264, MPEG4 etc..), mp4 (H263, H263+, H264, MPEG4), ogg, qt, rm, ram, rmvb, str (Play Station), swf (Flash), ts (HDTV), viv, vob, wmv, ac3, amr, mp2, mp3, mp4, mpc, ogg, ra, wav, wma.

İndirme Adresi(Sayfanın en altında)

3-Handbrake

Desteklediği Dosya Türleri:VIDEO_TS folder, DVD image, AC-3, LPCM, MPEG.

İndirme Adresi

4-Format Factory

Desteklediği Dosya Türleri:MPG, AVI, 3GP, FLV, MP4, MP3, OGG, WMA, M4A, WAV, JPG, BMP, PNG, TIF, ICO, Rip DVD.

İndirme Adresi

5-Videora iPod Converter

Desteklediği Dosya Türleri:avi, divx, xvid, flv, x264, vob, mpeg, DVD’s, YouTube, etc, MPEG-4, H.264.

İndirme Adresi

6-xVideo Service Thief

Desteklediği Dosya Türleri: Youtube, Google Video gibi video paylaşım sitelerindeki videoları AVI, MPEG1, MPEG2, WMV, MP4, 3GP, MP3 formatlarına çevirme.

İndirme Adresi

7-Free MP4 to AVI WMV MOV 3GP FLV Converter

Desteklediği Dosya Türleri: AVI, WMV, MPEG, MP4, ASF, VOB, 3GP, iPhone, MOV’dan 3GP’ye dönüştürme.

İndirme Adresi

İnternet Servisleri

1-Vixy.net: Youtube videolarını AVI, MOV, MPEG4, 3GP ve MP3 formatlarına dönüştürüyor. Benim favori servisim de bu.

2-Zamzar: Youtube videolarını istediğiniz ses ve görüntü formatına dönüştürüyor.

3-Movavi: Video paylaşım sitelerindeki videoları iPhone, iPod, cellphone, AVI, MPEG, MOV, FLV, MP4, 3GP, MP3 formatlarına dönüştürüyor.

4-Media Convert: 150 MB’a kadar olan video dosyanızı başka bir video formtına dönüştürebiliyor.

5-vConvert: Youtube videolarını WMV, MP3, 3GP, mov, MP4, MP3 formatlarına dönüştürüyor.

Benim gözüme çarpanlar bu kadar. Eğer sizin kullandığınız araçlar da varsa yorumlarda paylaşırsanız sevinirim. Başka bir makalede buluşmak üzere.